Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu nedir?

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), adını diğer rahatsızlıklara göre çok daha sık duyduğumuz popüler bir tabir.

Anne-baba, durumu “Bu çocuğun freni yok!”, “Çok sabırsız, istekleri hemen olsun istiyor.”, “Kaç yaşına geldi hâlâ söz kesmemeyi öğrenemedi.”, “Televizyon izlerken bile amuda kalkar, taklalar atar.”, “Onun yüzünden insanlara rezil olduk.”, ”Bu kaçıncı eşyasını kaybedişi!” gibi sözlerle ifade ederken, çocuğun gözünden durum bambaşkadır.

Çocuk çoğu zaman düşünmeden hareket ettiği için pişmanlıklar yaşar, ama içinde sanki hiç durmadan çalışan bir motor varmış gibi, kendisini frenlemeyi başaramaz. Kendine göre emek gösterip başarısız olduğunda yetersiz hissedebilir ve aldığı olumsuz geri bildirimler sebebiyle sevilmediği hissine kapılabilir. Dışardan baktığınızda öfkeli ve uzlaşmaya yanaşmayan bir çocuk görebilirsiniz, ama içeride daha kırılgan olduğunu ve size ihtiyaç duyduğunu unutmayın.

Kısacası, okul başarısı, özgüven, uyku, beslenme, arkadaşlık ilişkileri, aile ve ilerideki iş ilişkileri gibi birçok alana etki edebilecek bir rahatsızlıktan söz ediyoruz. Güzel haber ise ebeveynlerin durumu erkenden farkedip doğru adımları atarak, ileriki yaşlarda oluşabilecek risklerin önüne geçmesi mümkün.

Doğru Bilinen Yanlışlar

-Bu rahatsızlık, çocuğun anlama kabiliyeti ve zekasıyla ilgili hiçbir sorun olmamasına rağmen ortaya çıkabilir.

-Sebebi ağırlıklı olarak biyolojik ve genetik kökenli olduğu için çocuk çaba gösterse bile dikkatini toplamakta ve hareketsiz oturmakta zorlanabilir. Yani, onun kurallara aykırı görünmesi bunu kasıtlı olarak yaptığı anlamına gelmez.

-Sanılanın aksine, ebeveynin yetiştirme biçimi, aile içi sorunlar, okul baskısı öğretmenlerin tutumu derslerle ilgili kaygı, şeker ağırlıklı beslenme, bilgisayar ve televizyon gibi aletlerle fazla vakit geçirme gibi faktörlerin hiçbiri DEHB’nin ortaya çıkışında başlı başına nedenler değildir. Fakat, gerekli müdahaleler yapılmazsa, her biri, mevcut durumun daha da kötüye gitmesine neden olabilir.

Siz Neler Yapabilirsiniz?

Yapacağınız ufak değişiklerle çocuğunuzun günlük yaşamını kolaylaştırabilir ve olası sorunlara karşı önlem alabilirsiniz:

• Basit ve kısa yönergeler kullanın: Eğer, birden fazla işi yapmasını isteyecekseniz, bunları parçalara ayırarak ifade edin ve adım adım yapmasını sağlayın.

• Günlük rutin oluşturun: Çocuğunuzun günlük işleri yerine getirmekle ilgili unutkanlık, düzensizlik gibi sorunlar yaşadığını düşünürsek, onunla birlikte hazırlayacağınız günlük rutin bir program işleri büyük ölçüde kolaylaştıracaktır. Programın aşırı detaylı olmamasına ve uygulayabileceği hedefler olmasına özen gösterin.

• Güçlü yanlarını keşfedin ve onları dile getirerek daha iyisini yapabilmesi için yüreklendirin: Çocuğunuz sıklıkla hatalar yapacak ve eksik yönleri ortaya çıkacak. Size düşen, olumsuza odaklanmak yerine, olumlu yönleri vurgulamak. Aksi halde, devamlı ‘yapamadığını’ duyan bir çocuk, yetersiz olduğunu ve hiçbir zaman yapamayacağını hissedebilir.

• Olumlu davranışı ödüllendirin: Bunu yaparken sonuçtan ziyade çabasını göz önünde bulundurun. Örneğin, hedeflediği notu alamamış olabilir ama yine de gayretini överek onu bir sonraki için yüreklendirebilirsiniz.

• Olumsuz davranışı sürekli olarak cezalandırmayın: Ödüllendirme ne kadar pozitif etki yaratıyorsa, ceza da bir o kadar ters tepecektir. Bu tabii ki istediği gibi davransın ve sınırsız olsun demek değil, ama sadece baskıyla ve cezayla karşılaşırsa başarmaya dair umudunu hepten kaybedebilir. Ona yapabileceğini hissettirin.

• Fiziksel aktiviteyi arttırın: Keyif alacağı ve mümkünse kendisinin seçtiği, ilgi duyduğu bir spor dalı, onun hem fazla enerjisini atmasına, hem de sosyal açıdan verimli hissedebileceği bir ortam olmasına yarar.

• Kitap okumasını teşvik edin: Kitap okumak, hızlı görüntüler içeren uyaranların (bilgisayar-televizyon gibi) aksine, adım adım ilerleyen ve odaklanmayı üst seviyeye çıkaran bir aktivitedir. Özendirmek adına, birlikte kitapevlerine gidin ve kendine sevdiği kitabı seçmesini sağlayın. Ardından evde aile okuma saatleri düzenleyerek, okuduklarınız üzerine sohbet ederek de kitabı okumasına yardımcı olabilirsiniz.

• Olumsuz davranışlarını kişisel algılamayın: Unutmayın, DEHB size bir tepki olarak değil, birçok etkenin bir araya gelmesiyle oluşmuş bir rahatsızlık. Konu üzerine araştırmalar yapan Prof. Palladino’nun dediği gibi, trafik polisi hata yapan bir sürücüye “bana bunu nasıl yaparsın!” türünden bir tepki vermeden, sakinlikle gidip cezasını bildiriyorsa, siz de çocuğunuz kural dışı davrandığında bunu üzerinize alıp çileden çıkmak yerine, davranışının sonuçlarını ve neden yanlış olduğunu ona açıklayın.

• Konuşarak nasihat vermek yerine ona model olun: Sorumluluklar, planlı olmak, kitap okumak, sosyal açıdan uygun davranış şekilleri… Çocuğunuzun, bunların hepsini görebileceği iyi bir örneğe ihtiyacı var. Ona, nasıl daha uygun davranabileceğiyle ilgili alternatifler sunduğunuzda zamanla özümseyecektir.

• Çevrenizden destek alın: Biliyorum ki, çocukla en çok vakit geçiren kişi olarak annenin yükü ağır. Yardım almaktan çekinmeyin çünkü hem size hem de çocuğunuza iyi gelecek. Babayla, diğer aile üyeleriyle, okuldaki öğretmenle, rehberlikle organize hareket etmeniz ve ihtiyaç duyduğunuzda profesyonel yardım almanız faydalı olacaktır.