Yeni annelere bakım tavsiyeleri

’Özbakım’ sözcüğü, sıklıkla çocuklar için kullanılır ve kişinin kendi başına yapabildiği, diş fırçalamak, banyo yapabilmek, kıyafetlerini giyip çıkarabilmek gibi aktiviteleri ifade eder. Fakat bugün özbakım derken, bambaşka bir açıdan ele alarak, annelerin kendine her anlamda vermesi gereken bir bakımdan bahsedeceğiz: Bir annenin duygusal, sosyal ve bedensel alanlarda kendine sunacağı öz bakım, yani kendiyle ilgilenmesi, zaman ayırması, ihtiyaçlarını karşılayabilmesi. Özellikle yeni bebek sahibi olmuş anneler için bu sözcüklerin kulağa ne kadar hayalci ve zor gelebileceğini tahmin etmekteyim, ama kendinize bakmanın önce bebeğinize, daha sonra ailenize uzun vadede sağlayacağı katkılar için inanın denemeye değer.

Bencil Olmak Değil!

Anne olarak ihtiyaçlarınızı karşılamanın neden bencillikle eşdeğer olmadığını, aksine bebeğinizin de faydasına olduğunu anlatmak üzere sevdiğim bir örnek var. Bu durum, uçakla seyahatte, oldukça kritik olan güvenlik kurallarından benzer ve kural aynen şöyle der: ‘Acil bir durum olduğunda, annelerin öncelikle kendi oksijen maskelerini takmaları ve daha sonra bebeğin/çocuğunkini takmaları gerekmektedir.’ Anlayacağınız üzere, eğer siz hayati gereksinimlerinizi karşılayamazsanız, bakımınıza muhtaç olan bir çocuğunkini karşılayabilmeniz çok zor.

Neden Önemli?

Araştırmalar göre, bebeğinize bakım verirken, kendi ihtiyaçlarınızı da, olabildiğince karşılamaya devam ederseniz, uzun vadede stres, tükenmişlik hissi, depresyon gibi ruh hallerinden korunursunuz. Aynı zamanda, daha enerjik, sağlıklı ve etrafınızdakilere yararlı hissedebilmeniz mümkün hale gelir.

Elbette onun gözünün içine bakarak, uyku, yemek, oyun, neye ihtiyacı varsa karşılamanız, son derece içgüdüsel ve bebek açısından da sağlıklı. Gel gelelim, bu sağlıklı durumla, bebeğin, ailenin kontrolünü ele geçirmesi arasında ince bir çizgi var. İdeal olan, sadece sizin ona endeksli olduğunuz bir düzen değil, bebeğinizin de size ayak uydurabildiği bir düzen kurabilmektir.

Kısacası, bebeğinizle hayatı kolaylaştırmanın anahtarı: uyumlanmak. Siz gününüzü onun uyku düzenine göre programlayacak olursanız, bir süre sonra evden dışarı adım atamaz hale gelebilirsiniz. Oysa bebeğe uyumlanması için şans verirseniz, zamanla onun sizinle birlikte dışarda, her neredeyseniz uyuyabildiğini, gezmenize engel olmadığını göreceksiniz.

Ve hep vurguladığım gibi, onun rol modeli olduğunuzu unutmayın. Sorumluluk sahibi olduğu kadar, kendine değer verebilen, ihtiyaçlarına göz yummayan bir anne modeli, onun da gelecekte aynı güce sahip olmasına yardımcı olacak, önemli bir zenginlik.

Bir Annenin ‘Özbakım’ İpuçları Nelerdir?

•  İç dünyanızı kağıda dökün. Yazmak, daha önce denemediğiniz ve kendinizi yatkın hissetmediğiniz bir aktivite olabilir, ama deneyebilirsiniz. Geçirdiğiniz günün duygularını, o an aklınızdan geçenleri, söze dökemediklerinizi, serbest bir akışta yazmayı deneyin.

•  Kendinizi ödüllendirin. 7/24 sizin bakımınıza ihtiyaç duyan bir bebek sahibiyken, “Kendime ödül vermek de neyin nesi!” diye düşünebilirsiniz. Aksine, tam da en ihtiyaç duyduğunuz anda, kendinize bir kahve molası ya da bir bitki çayı, sevdiğiniz bir şarkı, ayna karşısında kendinizle ilgileneceğiniz 10-15 dakika, hiç ummadığınız kadar şarj edilmiş hissettirebilir.

•  Sosyalleşin. Haftanın en az 2 günü olacak şekilde, bir arkadaşınız, komşunuz, kim varsa, 1 saat kesintisiz vakit geçirin. Buradan alacağınız mucizevi bir çözüm değil, sıkıntıları paylaşmanın kendisidir iyileştirici olan. Duygularınızı açmak, karşınızdakinin sizi anladığını ve duygularınıza ortak olduğunu hissetmektir en büyük yardım. Bu sosyal yardımı almaktan çekinmeyin.

•  Bebeğinizle eş zamanlı olun. Bebeğinizle birlikte o anı yaşamayı deneyin fırsatları değerlendirin. O uyuduğunda sizin de kısa bir gündüz uykusu çekmeniz, o boyama yaparken, sizin de bir kağıt alıp kendinizi renklere bırakmanız, o bebek arabasında temiz hava alırken aynı anda sizin de bir sahil yürüyüşü yapıyor olmanız gibi aktivitelerde hem çocuğunuzla hem de kendinizle eş zamanlı vakit geçirme fırsatı yaratmanız mümkün.

•  Kendi alanınızı yaratın. Evinizin büyük bir kısmının, bebeğinize göre donatıldığını ve eski düzeninizin geride kaldığını hissedebilirsiniz. Tabii ki, onun bakımı bazı değişiklikleri geçici olarak zorunlu kılabilir ama bu sizin alanınız olamayacağı anlamına gelmiyor. Bir köşeniz olsun, bir battaniye altı, pencere önü, bir koltuk ya da uygun göreceğiniz, içinde iyi hissettiğiniz, size ait herhangi bir alan.

•  Nefes almayı unutmayın. Nefes nefese geçen geceler, gündüzler ve koşturmaca içinde aldığınız soluğun farkında olmak çok güç biliyorum ama denemenizi önereceğim. Burnunuzdan giren nefesi, ciğerlerinize doluşunu ve ağzınızdan verişinizi takip edin. Gün içerisinde 10 dakika ya da yarım saat, ne kadar olursa, içinde bulunduğunuz ana odaklanarak nefes egzersizi yapmaya veya yoga/meditasyon türü bir aktiviteye ayırın.

•  Sorumlulukları bölüşün. Bu bebeğe, eşinizle ve devamında diğer yakın aile üyeleriyle birlikte sahip olduğunuzu unutmayın. Sizin rolünüz yeri doldurulamaz ve değiştirilemez, fakat anneanne, babaanne, dede, teyze, amca da bebeğinizin hayatında önemli birer yapı taşları, onlardan destek almalısınız. Ve en önemlisi, eşinizin zamanla baba rolünü özümsemesi ancak siz ona düşen sorumlulukları, ona bırakmayı denerseniz mümkün. Ama siz, onun görevlerini ve rolünü de üstlenecek olursanız elinize geçen şey sadece iki katı sorumluluk olur!

Ailenize katılan bu değerli varlık, size başka hiçbir şeye benzemeyen eşsiz duygular yaşatırken, bugünlerin tadını çıkarın. Onun sizin hayatınızı tanıması, uyumlanması ve aile içi dengelerinizin oluşması için gerekli olan şey kendinizi ihmal etmek değil, bu yüzden hem ona, hem kendinize zaman verin.